23 Mayıs 2010 Pazar
19 mayıs haftası
19 mayıs tatili çarşamba gününe denk geldiği için bilgisayar dersi işlemedik. ama hocamız sağolsun tatili doyasıya yaşatamadı bize, ders işlemeyeceğimiz için ödev verdi, soru hazırlayıp hocamızın mailine attık ama olsun yaptık bitti işte:) önümüzdeki derste de sunumumuzu yaptık mı iş bitiyo artık ondan sonra finallerde kolay gelsin bize;)
17 Mayıs 2010 Pazartesi
12.05.2010 bilgisayar dersi
bu haftaki bilgisayar dersimizde bi önceki hafta hazırladığımız taslakları accesste uygulamaya geçirdik. accessi önceden hiç bilmediğimiz için biraz zorlandık tabi ama grupça yaptığımız zaman daha kolay oluyo tabi. daha sonra yine accessle ilgili slaytlar izledik sonra hocamız accesste uygulamalar yaparak bize gösterdi ve hocamızdan sonra aynılarını biz de yapmaya çalıştık. accessin excelle ve word programlarıyla birkaç ortak noktası olduğundan yine biraz daha rahat anladık ama yine de diğer programlara göre baya zor. neyse işte uygulama fln yaptıkça biraz bişeyler yerleşti, derste okul ve öğretmenle ilgili iki tablo oluşturduk daha sonra onların birincil anahtarlarını bulduk, birbirleriyler bağlantılar kurduk (tabi bunları söylerken size basit gibi gelmesin baya uğraştırdı bizi , mervenin de yardımlarıyla yaptık bişeyler işte:)) böylelikle accessle ilgili işleyeceklerimiz son buldu sanırım, finaller için ne kadar yeterli olur bilmiyorum ama bi sonraki dersimiz de 19 mayıs tatili dolayısıyla işlenemeyeceği için hocamız bu kadar access yeterli demek zorunda kaldı:) daha sonra proje ödevlerimizle ilgili sorucaklarımızı son kez sorduk hocamıza, onları da sorduk bi de slayt işi çıktı şimdi..:) artık iş proje ödevlerimizi tamamlayıp hocaya vermemize kaldı, gerçi o zaman da bitmiyo bi de son hafta onları sınıfta sunucaz.. neyse bi raporu fln hazırlayalım da sunumu da yaparız bi şekilde artık.. evet benim bu haftalık dersten aklımda kalanlar bunlar;))
10 Mayıs 2010 Pazartesi
05.05.2010 bilgisayar dersi
bu hafta her zamanki gibi yine yoğun bi ders geçirdik. önceki hafta hocamızın bi konferansa gitmesi nedeniyle ders işlemememiz ve 19 mayıs haftasında da bi dersimizin daha gidecek olması hocamızın derse yine sizin adınıza üzgünüm çok yoğun bi ders olacak demesiyle başladık. ilk olarak hocamız bi önceki hafta gelmeyenler için dönem sonu projeleriyle ilgili bi açıklama daha yaptı. vizelerden sonraki hafta sınıfta olanlar gruplarını oluşturmuşlardı, sonradan gelenler de kendi aralarında gruplarını oluşturdu. dönem sonu projemiz daha önce işlediğimiz eğitim yazılımlarıyla ilgili..kendimize göre değerlendirme kriterleri bulucaz daha sonra bi yazılım bulup, belirlediğimiz kriterlere uygunluğunu bi tablo şeklinde göstericez ve son olarak bunlaarı bi rapor haline getirip hocamıza vericez, en son hafta da çalışmalarımızı sınıfta sunucaz.. ben bunları anladım, bazı arkadaşlar konuyla ilgili slayt hazırlıycaz fln diyolar ama bn hocamızın öyle bişey söylediğini hatırlamıyorum, neyse önümüzdeki derste öğreniriz artık:) gruplarımızı oluşturduktan ve hocamızdan projelerimizle ilgili yeterli bilgiyi aldıktn sonra dersin yoğun tarafına geçiş yaptık;) yeni konumuz access..access veritabanıyla ilgili slaytlar izledik, kendimiz internetten araştırarak bişeyler bulmaya çalıştık hocamızın da anlatımıyla beraber baya yoğun bi ders oldu.. accessle ilgili genel bilgileri öğrendikten sonra hocamız bizden okul, öğretmen, öğrenci kavramlarını birbirleriyle ilişkilendirmemizi, her grubun birincil anahtarını bulmamızı istedi..her kayıt benzersiz olacak şekilde tablolara bölünecek, daha sonra benzer veri alanları gruplandırılıcaktı. her ne kadar ilk başta anlayamasak da hocamızın yardımıyla bulduk bişeyler. bu hafta taslağı oluşturduk önümüzdeki ders de bunları accessde hazırlıycaz.. evet bu haftaki dersten bnm aklımda kalanlar bunlardı=)
30 Nisan 2010 Cuma
28.04.2010 bilgisayar dersi
vee bilgisayar dersine girmediğim üçüncü hafta oldu.. vizeler, vize sonrası eve gitme, bu hafta da hocanın katılması gerken konferans derken üç haftadır bilgisayar dersi görmedim. ama bi dahaki hafta hocamız bizi baya zorluycak gibi, finallere çok az kaldı ve bir hafta da 19 mayıs tatili yüzünden ders gidiyo.. o yüzden içimden bi his diyoki kalan haftalar çok yoğun geçicek=)) neyse en azından birşeyler öğreniiyoruz boşuna dinleyip geçmiyoruz dersleri akılda kalıcı oluyo vizelerde de baya yardımcı oldu:)) geçen hafta derse gelen arkadaşların söylediği kadarıyla önümüzdeki ders access işleyecekmişiz hocamız hazırlıklı gelin demiş artık bakarız inşallah bi ara:)
24 Nisan 2010 Cumartesi
vize sonrası bilgisayar dersi..
ben vizelerden sonra malum çoğu arkadaşımızın yaptığı gibi her ne kadar hocamız gitmeyin dese de iki ayın vermiş olduğu özlemle evime gittim..:) bilgisayar dersleri gerçekten çok verimlil geçiyo kaçırmak istemezdin ama eve gitmek ağır bastı malesef.. ama bu bloglar sağolsun derse giren arkadaşlarımız derste ne işlediklerini burda paylaşmışlar, ben de merve'den baktım dersin içeriğini gayet güzel anlatmış arkadaşımız (tabi derste olup hocadan dinlemek vardı ama:)).. mervenin blogundan baktığım kadarıyla derste uzaktan eğitim ve bilgisayar destekli eğitimin değerlendirilmesinden bahsetmişler. hocamız dönem sonu projelerimiz hakkında bilgi vermiş, sınıftaki arkadaşlar kendi aralarında gruplara ayrılmışlar, biz de Ankara'ya geldikten sonra grubumuzu belirledik. gelecek hafta derse girip ayrıntılı olarak öğrendikten sonra bişeyler yapıcaz artık=))
17 Nisan 2010 Cumartesi
vize haftasıı..:)
vize haftası kabus gibiydi.. e tabi her zaman ki gibi günü gününe çalışmadığım için o hafta baya zorlandım.:) soyut geometri fln derken de bilgisayara pek çalışamadım malesef son güne kaldı, bilgisayar vizesi cuma günü geometriyle çakıştığı için tabi ancak bilgisayar notlarına öyle bi bakabildim ama hocamız sağolsun dersi çok güzel anlatmış notlara baktığımda ben biliyorum dedim yani derste dinlediklerim baya kalıcı olmuş.. bi de geometriden sonra bilgisayar vizesine kadar o üç saatlik arada arkadaşlarla da kısa bi tekrar yaptıktan sonra sınava girdik.pek zor değildi bazı sorularda tereddüt ettim tabi ama onun dışında soruyu okudukça aklıma geliyodu cevapları malum derste hepsini işlemişiz ;)) öyle yani inşallah sonuçlar güzel gelir..:)
10 Nisan 2010 Cumartesi
BİLGİSAYAR DERS ÖZETLERİ-3
Geçtiğimiz derste bilgisayar destekli öğretimde kullanılan yaygın formatlarla ilgili bulduğumuz yazılımları sınıfla paylaştık. özel öğretici yazılımlar, alıştırma ve tekrar yazılımları, benzeşim yazılımları, eğitsel oyun yazılımları ve problem çözme yazılımlarıyla ilgili buldugumuz örnekleri gruplar halınde sınıfla paylaştık. gruplardan bi çoğu oyun yazılımlarına uygun programlar bulmuştu ama sonradan hocadan söylediği siteden herkes kendi konusuna uygun yazılımı buldu.bi daha önceden crocodile mathematics adlı programı bulmuştuk ama o bilgisayarda çalıştırmamadığımız için sınıfa sunamadık o yüzden yedekteki programımızı gösterdik o da oyun yazılımıymış artık önümüzdeki ders doğrusunu göstericez hocaya..:) gelecek dersimizde de bulduğumuz yazılımların amaca uygunluk, hedef kitleye uygunluk, maliyet, güncellik, teknik destek ve motivasyon ögelerine uygunluklarını anlatıcaktık ama sınıfın birçoğu vizeler sonrasında tatil için evlerine gittiğinden bu ödev işi nolucak bilmiyorum, derse giren arkadaşlardan öğrenicez artık ne yapıp yapmadıklarını..
Bulduğumuz yazılımlarını yukarıda saydığım ögelere uygun olup olmadığını bulucağımızı söylemiştim. geçtiğimiz derste bu ögelerin içeriklerinden bahsettik;
Amaca Uygunluk
Bulduğumuz yazılımlarını yukarıda saydığım ögelere uygun olup olmadığını bulucağımızı söylemiştim. geçtiğimiz derste bu ögelerin içeriklerinden bahsettik;
Amaca Uygunluk
- hedef yazılımların türüne uygun olmalıdır
- hedefler yazılımı kullanacak öğrencilerin öğrenim düzeyine uygun olmalıdır
- öğretim hedefleri ile uyumlu olmalıdır
Hedef Kitleye Uygunluk
- kolaydan zora doğru sıralanma
- bellirlenmiş olan hedeflerle tutarlı olma
- öğretim programına uygun olma
- öğrencinin seviyesine uygun olma
Maliyet
- lisanslama ücretleri
- lisanslama süresi
- kullanıcı sayısı
Güncellik
- kullanılması düşünülen ders yazılımlarının var olan teknolojiyi yakından takip eden, güncel bir içeriğe sahip olan yazılımlar arasından seçilmesi gerekmektedir.
Teknik Destek
- kullanım kılavuzu
- satış sonrası destek
- yenilikleri bildirme
- eğitmen eğitimi
- telefon destek hatıı..
- yöntem uygunluğu
- sürenin yeterliliği
- uygulama etkinlikleri
- esneklik
6 Nisan 2010 Salı
BİLGİSAYAR DERS ÖZETLERİ 2
Geçtiğimiz derste bilgisayar destekli öğretim konusuna devam ettik.BDÖ'nün avantajları, kısıtlılıkları hakkında konuştuk bununla ilgili fikirlerimizi kağıtlara yazıp karıştırdık ve sınıfa tekrar dağıtarak puanlandırma yaptık, hepimizin fikirlerinin karışımının ilerde bize faydalı olacağını düşünüyorum..
Daha sonra bilgisayar destekli öğretim alanında yapılan uygulamalar ve öğretim yazılımlarını öğrendik.size biraz bunların içeriğinden bahsetmek istiyorum
BDÖ Avantajları
• Çeşitlilik: kaynak fazlalığı, birden fazla duyu organı; birden çok öğrenme stilleri.
• Bilgiye ulaşımı e paylaşımı hızlandırma: kaynak erişiminde hızlılık
• Tutarlılık: verensel bilgi
• Zaman ve mekân: bunlardan bağımsız eğitim yapmayı sağlar.
• Kayıt tutma: ders esnasında öğrencinin ilerleyişinin kaydını tutma.
• Bilgisayarın yeteneklerini anlama: bilgisayarın içeriğini anlama, bilgisayar sadece yardımcı araçtır.
BDÖ Kısıtlılıkları
• Alt yap ve maliyet
• Eğitici programların azlığı
•Yüksek beklentiler önyargısı
• Gerçek sosyal yaşantıya engel olması
• Sağlık endişeleri
GELİŞTİRME SÜRECİ
Değerlendirme( biçimsel/ürün)
Analiz Tasarım Geliştirme
UygulamaAnaliz
• İhtiyaç analizinin yapılması
• İçeriğin analizi
• Hedef itlenin belirlenmesi
-Tasarımdan kim faydalanacak?
-Özelikleri nelerdir?
-Ön bilgi ve yetenekleri nelerdir?
-Hangi tip öğrenmeye yatkınlıkları var?
Tasarım
Öğretim hedeflerinin belirlenmesi
-Etkin ve verimli öğretim tasarısı yapmak
-Değerlendirme araçlarını seçmek
-Öğrenciyi değerlendirmek
Öğretim yöntemlerinin belirlenmesi
Geliştirme
• Geliştirme araçlarının seçimi
Metin
Web sayfası
Grafik
Ses
Video
Oyun
Metin öğelerinin tasarımı
-Kolay okunabilirlik ve önemli yerlere dikkat çekmek esastır
- Yazı tipi, boyutu, satırlar arası boşluklar
-Paragraf düzeni, yazı efektleri ile vurgulama
-Başlıkların kullanımı ve seviyesi
-Hizalama
Grafik ara yüz tasarımı
-Renk kullanımı
-Objelerin oranları
-Denge ( simetri)
-Kontrol elemanları, düğmeler ve menüler
-Kullanılabilirlik, kolay kullanım, kullanıcı dostu ekranlar
-Esneklik- kullanıcı tarafından özelleştirmek
-Etkileşim-ara yüzün kullanıcıya verdiği dönüt
Grafik elemanlarının tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Çözünürlük
-Boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı
-Doğru renk kullanımı
Ses elemanlarının tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Ses kalitesi
-Boyut
-Öğrenen kontrolü
-Metin veya prefikle kullanılması durumunda eş zamanlı çalışması
Video elemanlarının kulanı amacı ve tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Görüntü kalitesi ve boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı
-Öğrenen kontrolü-oynat, durdur, bitir
-Ses kullanılması durumunda ses ve videonun eş zamanlı çalışması
Animasyon elemanlarının kullanım amacı ve tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Görüntü kalitesi ve boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı(hedeften sapmayacak)
-Öğrenen kontrolü-oynat, durdur, manipülasyon
-Ses kullanılması durumunda ses ve görüntünün eş zamanlı çalışması
BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI
•Özel öğretim yazılımları
•Alıştırma ve tekrar yazılımları
•Benzeşim yazılımları
•Eğitsel oyun yazılımları
•Problem çözme yazılımları
BDÖ programlarını içerikleri de haftaya artık bu haftalık bu kadar :))
Daha sonra bilgisayar destekli öğretim alanında yapılan uygulamalar ve öğretim yazılımlarını öğrendik.size biraz bunların içeriğinden bahsetmek istiyorum
BDÖ Avantajları
• Çeşitlilik: kaynak fazlalığı, birden fazla duyu organı; birden çok öğrenme stilleri.
• Bilgiye ulaşımı e paylaşımı hızlandırma: kaynak erişiminde hızlılık
• Tutarlılık: verensel bilgi
• Zaman ve mekân: bunlardan bağımsız eğitim yapmayı sağlar.
• Kayıt tutma: ders esnasında öğrencinin ilerleyişinin kaydını tutma.
• Bilgisayarın yeteneklerini anlama: bilgisayarın içeriğini anlama, bilgisayar sadece yardımcı araçtır.
BDÖ Kısıtlılıkları
• Alt yap ve maliyet
• Eğitici programların azlığı
•Yüksek beklentiler önyargısı
• Gerçek sosyal yaşantıya engel olması
• Sağlık endişeleri
GELİŞTİRME SÜRECİ
Değerlendirme( biçimsel/ürün)
Analiz Tasarım Geliştirme
UygulamaAnaliz
• İhtiyaç analizinin yapılması
• İçeriğin analizi
• Hedef itlenin belirlenmesi
-Tasarımdan kim faydalanacak?
-Özelikleri nelerdir?
-Ön bilgi ve yetenekleri nelerdir?
-Hangi tip öğrenmeye yatkınlıkları var?
Tasarım
Öğretim hedeflerinin belirlenmesi
-Etkin ve verimli öğretim tasarısı yapmak
-Değerlendirme araçlarını seçmek
-Öğrenciyi değerlendirmek
Öğretim yöntemlerinin belirlenmesi
Geliştirme
• Geliştirme araçlarının seçimi
Metin
Web sayfası
Grafik
Ses
Video
Oyun
Metin öğelerinin tasarımı
-Kolay okunabilirlik ve önemli yerlere dikkat çekmek esastır
- Yazı tipi, boyutu, satırlar arası boşluklar
-Paragraf düzeni, yazı efektleri ile vurgulama
-Başlıkların kullanımı ve seviyesi
-Hizalama
Grafik ara yüz tasarımı
-Renk kullanımı
-Objelerin oranları
-Denge ( simetri)
-Kontrol elemanları, düğmeler ve menüler
-Kullanılabilirlik, kolay kullanım, kullanıcı dostu ekranlar
-Esneklik- kullanıcı tarafından özelleştirmek
-Etkileşim-ara yüzün kullanıcıya verdiği dönüt
Grafik elemanlarının tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Çözünürlük
-Boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı
-Doğru renk kullanımı
Ses elemanlarının tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Ses kalitesi
-Boyut
-Öğrenen kontrolü
-Metin veya prefikle kullanılması durumunda eş zamanlı çalışması
Video elemanlarının kulanı amacı ve tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Görüntü kalitesi ve boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı
-Öğrenen kontrolü-oynat, durdur, bitir
-Ses kullanılması durumunda ses ve videonun eş zamanlı çalışması
Animasyon elemanlarının kullanım amacı ve tasarımı
-Öğretim amacına uygunluk
-Görüntü kalitesi ve boyut
-Gerektiği kadar ayrıntı(hedeften sapmayacak)
-Öğrenen kontrolü-oynat, durdur, manipülasyon
-Ses kullanılması durumunda ses ve görüntünün eş zamanlı çalışması
BİLGİSAYAR DESTEKLİ ÖĞRETİM PROGRAMLARI
•Özel öğretim yazılımları
•Alıştırma ve tekrar yazılımları
•Benzeşim yazılımları
•Eğitsel oyun yazılımları
•Problem çözme yazılımları
BDÖ programlarını içerikleri de haftaya artık bu haftalık bu kadar :))
27 Mart 2010 Cumartesi
BİLGİSAYAR DERS ÖZETLERİ 1
Bu hafta bilgisayar dersimizde önce publisher çalışmaları yaptık, web sitesi hazırlamayı,link eklemeyi öğrendik ilk başladığımızda her ne kadar zor gelse de öğrendikten sonra zevk alıyo insan.. güzel web sitelerimiz için kendimize birer başarı sertifikası hazırladık ve publisher çalışmaya ara verdik.
Dersin devamını uygulamadan çok teorik olarak işledik.Öğrenme kuramı nedir, insan öğrenmesini açıklayan kuramlar nelerdir..? bunları açıklamaya yönelik bir dersti..
öğrenme kuramı:insan öğrenmesinin nasıl olduğunu açıklayan kuramdır.
insan öğrenmesini açıklayan kuramlar:
1.davranışcı kuramlar
2.bilişsel kuramlar
3.yapılandırmacı kuramlar
Daha sonra bilgisayar destekli öğretimin öneminden bahsettik.bu öğretim şekli öğrenciyi merkeze aldığı için öğrenciler tarafından daha çok ilgi gören, öğrenmeyi aktif ve kalıcı hale getirebilecek bir öğrenme sistemi..
bilgisayar destekli öğretimle ilgili bir de slayt izledik, bu slaytın içeriğiyle ilgili ders notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum ;)
Dersin devamını uygulamadan çok teorik olarak işledik.Öğrenme kuramı nedir, insan öğrenmesini açıklayan kuramlar nelerdir..? bunları açıklamaya yönelik bir dersti..
öğrenme kuramı:insan öğrenmesinin nasıl olduğunu açıklayan kuramdır.
insan öğrenmesini açıklayan kuramlar:
1.davranışcı kuramlar
2.bilişsel kuramlar
3.yapılandırmacı kuramlar
Daha sonra bilgisayar destekli öğretimin öneminden bahsettik.bu öğretim şekli öğrenciyi merkeze aldığı için öğrenciler tarafından daha çok ilgi gören, öğrenmeyi aktif ve kalıcı hale getirebilecek bir öğrenme sistemi..
bilgisayar destekli öğretimle ilgili bir de slayt izledik, bu slaytın içeriğiyle ilgili ders notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum ;)
öğretim teknolojisi ne yapar?
- öğrenme süreçlerini anlamak
- öğretim metod ve mesajlarını tasarlamak
- öğretim tasarımı süreçlerini uygulamak
ADDIE
- yapılan öğretim teoremini değerlendirmek
- bütün bunlarda teknolojiyi kullanmak
BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM
Kullanım amacı;
- idari amaçlı : kayıt tutma, öğretimi planlama ve programlama
- bilgisayarları öğrenme :bilgisayar okuryazarlığı, bilgisayar mühendisliği
- bilgisayar aracılığı ile öğrenme :öğretici programlar, alıştırma prıgramları, benzetişim programları, öğretici oyunlar, testler
ÖĞRETİM METODLARI:
- ders verme/sunum
- gösterme/modelleme
- birebir öğretme/alıştırma, test, geri bildirim
- bağımsız çalışma
- tartışma
- grup çalışması
- oyunlar
- simulasyonlar(benzetişim): gerçek şartları yapay olarak öğretim ortamlarına getirmek
- problem tabanlı öğrenme
BDÖ KULLANIMI:
- ders verme/sunum:sunumlarda; görsel tasarımses ekleme,video klip gösterimi
- birebir öğretme:eğitici programlar, zengin motivasyon unsurları, çoklu öğrenme stilleri, sonsuz sabırlı öğretici
- alıştırma ve test:dikkatli hazırlanmış sorular, hızlı geri bildirim, öğrenci durumunun takip edilmesi
- bağımsız çalışma:zengin kaynakların dağıtımı
- oyunlar/simulasyonlar:gerçek hayatın benzeşimi risk almadan denem-yanılma, yüksek motivasyon, karmaşık yeteneklerin kazanımı
- grup çalışması:fikir paylaşımı, değişik insan grupları ile çalışma, sosyal çevre edinme, kendi bilgisini yapılandırma
- problem tabanlı öğrenme:hipotez geliştirme, bilgisayar programlarını kullanmayı öğrenme, interneti bilgi avı için kullanma
Sonuç olarak öğrenmenin etkili olabilmesinde öğrencilerin etkinliklere aktif olarak katılma istekleri önemli rol oynar.bu durumda bilgisayar destekli öğretim öğrenci katılımı yüksek bir sistem olduğu için uygulanması gereken önemli bir öğretim şeklidir..
23 Mart 2010 Salı
Kim Korkar Matematikten??
Neden matematik öğreniyoruz? Konuştuğunuz herkesin matematikle ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır. Bazı insanlar matematiği sever, kimileri ise pek hoşlanmaz.
Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir. Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir. Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir. Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir? Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir. Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gündelik faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır.
Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz. Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır. Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller.
Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz. İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır.
İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız. Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir. Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin. Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır. Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin. Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın. Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi. Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın. Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin. Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün. Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın.
İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız. Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün. Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin.
Konuları küçük parçalara ayırın ve basit örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin: Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır. Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın. Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin.
Olumsuz iç konuşmalara son verin: ‘Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, başaramayacağım’ gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuşmalarınıza kulak vermeyin. Olumsuz iç konuşmaların insana hiçbir faydası yoktur. Bu konuşmalardan kurtulmak için şu yöntemi kullanabilirsiniz:
Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün. Ş
imdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin. Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin.
Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)
Gündelik yaşamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eğitimciler tarafından dilimize aşağı yukarı ‘matematik okuryazarlığı’ olarak çevrilebilecek, “Matematical Literacy” olarak adlandırılmakta. Başarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar.
Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?
Öğrencilerin birçoğu ‘evet’ diyor. Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir. Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür. Diğer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte.
Listenin sonlarında yer alan Türkiye’de öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı. OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30’un altındadır. Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduğu ülke olmasıdır. Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme bağlanıyordu. Tokyo’daki Suginami İlköğretim Okulu’nda yapılan bir ziyaret ilk başta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi. Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle başlıyor.
Bir öğrenci, örneğin 36 x 8 eşittir 288 dediğinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri “doğru” diye yanıt veriyorlar.
Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor. Hesap alıştırmaları bittikten sonra Arita’nın “ilginç matematik” dediği başlıyor.
Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor. Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar. Ve birdenbire Japonya’daki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor. Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiğe özendirmekte.
Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten başka hiçbir işe yaramaz. ‘Burada kişisel çaba gerekli.’ diyor Arita... Japon okullarındaki diğer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması.
Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve “ilginç matematik”le biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar. Oysa ülkemizde diğer derslerde olduğu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır. “Müzik eğitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan başka bir şey vermez.” diyor Enzensberger.
Matematik korkutan bir ders olmamalı. Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün. Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek...
Bazı öğrencilere göre matematik birçok kural ve formülden oluşan bir derstir. Kimine göre ise, matematik hayatın içindedir. Alışverişte bir şey satın alacağımız zaman, yemek yaparken kullanacağımız malzemenin ölçüsünü ayarlarken, ya da bir bina inşa ederken, yani sık sık kullandığımız bir şeydir. Öyleyse matematik sadece sayılardan ibaret bir ders midir? Elbette sayıların önemi tartışılmaz; fakat matematik aynı zamanda, ilişkileri görmeyi, sebeb-sonuç ilişkisini kurabilmeyi, okuma ve yazmayı, tabloları, resimleri, grafikleri yorumlayıp kullanabilmeyi içerir. Bulmaca çözmek, gazete okumak gibi gündelik faaliyetlerimiz aynı zamanda bizim için birer matematik alıştırmasıdır.
MATEMATİK KAYGISI
“Matematik dersine gireceğim zaman ayaklarım geri geri gidiyor. Derste tahtaya kalkmak benim için bir kabus. Derste soru sormaya çekiniyorum. Şimdi bazı işlemleri anlayabiliyorum ama ileride konuların daha zorlaşacağından endişeleniyorum.
En fazla matematik sınavına gireceğim zaman heyecanlanıyorum. Sınava nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum. Derste konuları anlıyorum; ama eve geldiğimde, sanki hiç sınıfta bulunmamışım gibiyim. Matematik dersinden kalmaktan korkuyorum.”Yukarıdaki ifadeler sizden bir şeyler barındırıyorsa, matematik kaygısı taşıyor olabilirsiniz. Matematik kaygısı, matematik dersine karşı duyulan duygusal bir tepkidir. Geçmişte yaşanmış olumsuz ve deneyimlerden kaynaklanır. Bu, ileriki öğrenmeleri de engeller.
MATEMATİK KORKUSUNDAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ?
Öncelikle matematiksel geçmişinizi tespit edin: İşlem kabiliyetiniz yetersiz ise matematiğin temel konularını çalışmakla işe başlayabilirsiniz. İşlem kabiliyeti, matematiğin ABC’si gibidir. Nasıl ki harfleri bilmeden okuma-yazma öğrenemezseniz; işlem yapmayı bilmeden matematiğin diğer konularını öğrenmeniz mümkün değildir.Eğer işlem kabiliyetiniz düşük ise ders çalışmaya dört işlem, rasyonel sayılar ve işlemler, köklü ve üslü ifadeler, çarpanlara ayırma, özdeşikler konularıyla başlayabilirsiniz. İlköğretim öğrencileri özellikle dört işlem kabiliyetini (toplama, çıkarma, bölme, çarpma) çok iyi edinmiş olmalıdır.
İşlem kabiliyetiniz iyi, fakat konuları anlamakta güçlük çekiyorsanız; ders çalışırken konuları kavramaya daha fazla vakit ayırmalısınız. Özellikle matematiğin en güç alanı çeşitli problem tiplerini birbirinden ayırt edebilmektir. Yani hangi problem nasıl çözülür? Bu ayırımı yapabilme seviyesine gelene kadar konu çalışmasına devam edin. Birçok matematik kitabının sonunda konu tekrar problemleri vardır. Her konunun sonundan bir problem seçerek, bu problemler arasındaki farklılıkları not edin. Her problemin çözümü için yapmanız gereken, ilk basamağı yazın. Mesela; OBEB ile OKEK problemleri arasındaki fark nedir? Yaş problemleri ile işçi problemlerini nasıl ayırt ederim ve her biri için işleme nasıl başlarım gibi. Güçlük çektiğiniz konuları asla atlamayın. Onları iyice öğrenmeden yeni konuya geçmeyin. Örnek problemleri işlem basamaklarını iyice kavrayana kadar tekrar tekrar çözün. Bunun vakit alacağını da aklınızdan çıkarmayın.
İşlem kabiliyetiniz iyi, konuları anlıyor fakat çok hata yapıyorsanız; konu çalışmasından çok pratik yapmaya zaman ayırmalısınız. Bir konuda kendinizden emin olana kadar çok örnek çözün. Problem çözerken yanınızda bir saat bulundurun ve bir müddet sonra gittikçe kısalan sürelerde problemi çözüp çözemediğinizi kontrol edin.
Konuları küçük parçalara ayırın ve basit örneklerden zor örneklere doğru ilerleyin: Matematik dersinde elde edeceğiniz başarılar, geçmiş olumsuz deneyimlerinizin izini silecek, gelecek öğrenmeleriniz için yol açacaktır. Bunun için eksiklerinizi bir an önce telafi etmeye başlayın. Basit konuları çok iyi anlayana ve problem çözümünde yeterince otomatikleşinceye kadar soru çözmeye devam edin.
Olumsuz iç konuşmalara son verin: ‘Bunu asla anlayamam, bu problemi çözmem imkansız, başaramayacağım’ gibi içinizde sürekli tekrarlanan iç konuşmalarınıza kulak vermeyin. Olumsuz iç konuşmaların insana hiçbir faydası yoktur. Bu konuşmalardan kurtulmak için şu yöntemi kullanabilirsiniz:
Olumsuz iç konuşmalarınız başladığı zaman gözlerinizi kapatın ve konuşan sesi bir hoparlör gibi düşünün. Ş
imdi bu sesi (hoparlörü) öne çağırın gelsin. Ne diyor? Bu sese ihtiyacınız var mı? Size bir faydası var mı? Eğer cevabınız olumsuz ise o hoparlörün sesini kısın, artık hiçbir şey söyleyemesin.
Ya da o sesi kaale almadığınız biri karşınızda konuşuyormuş gibi düşünün (mesela bir çizgi film karakteri gibi)
NİYE MATEMATİK EN KORKUNÇ DERS?
Matematik, endüstrileşmiş toplumun hemen hemen her ürününde var. Hiçbir gökdelen, hiçbir cep telefonu veya antibiyotik matematik olmadan geliştirilemezdi. Gündelik yaşamda ne kadar çok matematik bilgisi varsa bunları kullanmak için o kadar az matematik bilgisi gerekiyor. Avrupa genelinde yüz binlerce öğrenci OECD adına uluslararası bir uzman ekibi tarafından hazırlanan “Programme for International Student Assessment”ın soru formlarını doldurdu. Araştırma daha çok öğrencilerin matematik kabiliyetini ölçmeye dayanıyordu. Türkiye 40 ülke arasında matematikte 33. sırada, okumada 33. sıra ve tabiat bilimlerinde 35. sırada kaldı. Matematik soruları, ezbere dayanmayan problemlerden oluşuyordu. Öğrencilerden formüllerle uğraşmak yerine matematiğin dünyada oynadığı rolünü kavrayarak, mantıklı bir şekilde uygulamaları istendi.Gündelik yaşamdaki soruların matematik diline çevrilmesi eğitimciler tarafından dilimize aşağı yukarı ‘matematik okuryazarlığı’ olarak çevrilebilecek, “Matematical Literacy” olarak adlandırılmakta. Başarılı Pisa öğrencileri her test sorusu için uygun formülü aramak zorunda olmasalar da, soruyu çok iyi anlamak zorundadırlar.
Örneğin 1998 ve 1999 yılları arasında gerçekleştirilen gasp olaylarının gösterildiği bir grafiği, şu soruya göre yorumlamak zorundalar: Gasp olaylarının arttığı doğru mudur?
Öğrencilerin birçoğu ‘evet’ diyor. Sonuçta yandaki sütun çok daha yüksektir. Oysa eksenlerin derecelendirilmesine bakan öğrenci gerçekte gasp olaylarının artmadığını görür. Diğer sorular da uygun deneylerle çözülebilmekte.
Listenin sonlarında yer alan Türkiye’de öğrencilerin yarıdan fazlası (yüzde 53) matematikte birinci düzeyin altında kaldı. OECD ülkeleri ortalaması için bu oran yüzde 30’un altındadır. Türkiye’yi diğer ülkelerden ayıran bir özellik, okul türleri arasındaki farklılıkların en büyük olduğu ülke olmasıdır. Japonyanın özellikle de matematikte hep üst sıralarda yer alması, durmadan çalışmayı gerektiren acımasız bir sisteme bağlanıyordu. Tokyo’daki Suginami İlköğretim Okulu’nda yapılan bir ziyaret ilk başta bu önyargıyı kanıtlıyor gibi. Matematik dersi matematik sorularının sınıfça toplu halde çözülmesiyle başlıyor.
Bir öğrenci, örneğin 36 x 8 eşittir 288 dediğinde, dördüncü sınıfın geriye kalan tüm öğrencileri “doğru” diye yanıt veriyorlar.
Öğretmen Yasuho Arita sırayla herkesi kaldırıyor ve en sonunda tüm öğrenciler aynı soruları kendi kendilerine çözüyorlar ve Arita öğrencilerin başında kronometreyle bekliyor. Hesap alıştırmaları bittikten sonra Arita’nın “ilginç matematik” dediği başlıyor.
Öğretmen tahtaya köşeli bir insan çiziyor. Öğrenciler bu figürü yap boz parçalarına benzeyen Tangram taşlarıyla biçimlendiriyorlar. Ve birdenbire Japonya’daki matematik dersinin sanıldığı gibi sadece katı kurallarla işlemediği ortaya çıkıyor. Arita, gayet cazip yöntemlerle öğrencileri matematiğe özendirmekte.
Ona göre tek başına mekanik alıştırma, zorlu matematik problemlerini çözme hevesini söndürmekten başka hiçbir işe yaramaz. ‘Burada kişisel çaba gerekli.’ diyor Arita... Japon okullarındaki diğer önemli bir konu da problemlerin herkes tarafından tamamen anlaşılana dek sınıfça o problem üzerinde çalışılması.
Anlaşıldığı üzere Japon öğrenciler toplu halde alıştırma yapma ve “ilginç matematik”le biçimlenen matematik dersinin yararlarını görüyorlar. Oysa ülkemizde diğer derslerde olduğu gibi matematik de büyük ölçüde formüllerin ezberlenmesine dayanır. “Müzik eğitimi alan bir öğrenciye yıllarca nota ezberletmeye benzeyen bu sistem, sanata, nefret duymaktan başka bir şey vermez.” diyor Enzensberger.
Matematik korkutan bir ders olmamalı. Öğrencilerin sayılarla ilgili bilmece dünyasına olan meraklarını uyandırmak mümkün. Ve bu, sayılarla çevrili bir dünyada pek de şaşırtıcı olmasa gerek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)